top of page

Ellerin Hafızası: Toprakla Temas Etmenin Sessiz Öğrettikleri

Toprağa ilk dokunduğumuz anı hatırlıyor musun?

Soğuk, biraz nemli ve şaşırtıcı derecede canlıdır. Kil ya da toprakla çalışırken olan şey sadece bir şey üretmek değildir; aslında beden, zihinden bir adım öne geçer.

Modern hayat sürekli hızlanmamızı ister. Daha çabuk, daha verimli, daha fazla…Oysa eller toprağa değdiğinde bu tempo kendiliğinden düşer. Parmaklar yavaşlar, nefes derinleşir. Düşünceler, yapılacaklar listesinden çıkıp ana yerleşir.

Kil şekil alırken bize şunu öğretir:

Zorlamak işe yaramaz.Beklemek gerekir.

Bazen bırakmak, düzeltmekten daha iyidir.

Evde küçük bir köşe…

Bir parça kil, biraz su ve dağınık olmasına izin verilen bir masa.Bu alan bir atölyeden çok, bir durma alanıdır.

Çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de.

Ellerimiz düşündüğümüzde, kelimelere ihtiyacımız azalır.

Toprak anlatır. Biz dinleriz.

Belki de bu yüzden yavaş üretim bu kadar güçlüdür: Çünkü ortaya çıkan şey sadece bir nesne değil, yaşanmış bir andır.

 
 
bottom of page